Category: Şiirler


Aslında Yaşam…

Yaşam ağlamaktır aslında 

 

Hıçkırıkların kollarında bulmaktır huzuru 

Yaşam gülmektir aslında 

Bir bebeğin gözlerinden bakarken hayata 

Yaşam bırakmaktır aslında 

Rüzgarın kanadına kendini sessizce 

Yaşam direnmektir aslında 

Geçmezken günleri beklemenin sonsuzluğunda 

Yaşam gitmektir aslında 

Mecbur kaldığında ayrılmanın acımazsızlığında 

Yaşam dönmektir aslında 

Bıraktığın gibi beklerken sevgilinin kucağına 

Yaşam yaşamaktır aslında 

Sıcak bir yuvada paylaşmaktır sevgiyi 

Yaşam ölmektir aslında 

Sönerken ışığı kahverengi gözlerin 

Yaşam aşktır aslında 

Zehrini içmektir bir yudumda 

Yaşam sevmektir aslında 

Seni sevdiğini bilmenin sarhoşluğunda 

Yaşam sevmektir aslında 

Sonsuza değin 

Ellerim Uzak (mı) Bana…

Ellerim!
Tutma dünyayı; kirlenirsin!
“Para, el kiri.” sözünü bilmiyorsan hele… bulaşma dünyaya!
Buluşup buluşup apansız ayrıldığın sevgilerden/sevgililerden bıkmadın mı?
***
Ellerim!
Ne kaldı ellerinde! Bir bak hele!
Bu küçücük ellerine acı, acı da… acıtma ağır ve sana sağır yüklerle!
Sana “yük” olacak ne varsa… uzaklaş oradan!
***
Ellerim!
Sen bilirsin; ama -bildiğim kadarıyla- çok naziksin. Biraz çalışsan yorulur,
nasırlaşırsın.
“Eline bakılmaz olur.” demeyeceğim.
Şunu demek beni rahatlatır belki: “Elin nasırlaştığına değiyorsa, değsin
değeceklerine.”
Bil ki ellerin ayna; bu aynaya iyi bak!
***
Ellerim!
Dünya sana yâr olmaz. Bil/sen ki ah, bu eller kocaman; ufacık dünya; daha
bir ufacık kalır, ellerinde.
Sonsuz duaların sığar bu küçük (zannettiğin, ah n’ettiğin) ellere.
Sen ellerini tanımıyor musun yoksa! Yazık etme ellerine! Ellerine “iyi” bak!

Ellerini ellerine bıraksan dünyaya değil; duaya açılır. Eller ki en çok
dualarda kendini bulur.
Ellerin elinin altındayken bunu dene; karlı çıkacaksın.
***
Ellerim!
El açmak sadece O’na olursa ellerin dolar. El açanlara el açmak züldür,
zulümdür. El açtığın da el açıyorsa… değer mi!
Adını sanını bilmediğim biri şöyle demiş:
“Benim eksikliğim çoktur tapunda;
Niyaza el açıp durdum kapunda.”
Anladın mı ellerim; biz buraya O’na el açmaya geldik. Yoksa aç/açık kalırız.
Aç/açık kalmamanın; âşık kalmanın sırrı: O’na el açmak.
***
Ellerim!
Biliyorsin; dünyadan elin ayağın kesilecek.
Ama baştan sona “dünya” kesilmişsen, dünyadan kesilmen çocuğun sütten
kesilmesine benzeyebilir.
Her an “dün” oluverecek dün/ya için el etek öpmek hangi kitapta yazıyor!
***
Ellerim!
Eline yüzüne bakılacak işler yap. İşlerini eline yüzüne bulaştırma.
Ellerinin “elçi/lerin” olduğunu da unutma!
***
Ellerim!
Şu gel geç aşkları tutma bu ellerle. Yarın sana “el/yabancı” olacaklara el
atma; sen de yabancı ol; sana sonsuz el atamayana.
***
Ellerim!
Ellerini bağla. O namaz duruşu/duruluşu var ya… Ellerini bağladığında…
Kendini zapt u rapt altına aldığında…
Faniliklerden uzaklaştığında…
İşte, namazdaki fotoğrafında ellerinin… İşte, “on parmağında on marifet” bu.

Bu beden yükünü (b/ağlayıp) ellerinle sonsuza postalıyorsun.

Ali Hakkoymaz

…YüRüYeCeKSiN…

Sen yürüyeceksin…

Sen ağlayacaksın,belki horlanacaksın, belki dışlanacaksın ama, sen yürüyeceksin..

Kimi zaman nefsin karşına çıkacak,kimi zaman çevren, kimi zaman ailen, kimi zaman gücü elinde tutanlar.. Ama sen yürüyeceksin…

Belki anlamak istemeyecekler seni… Belki anlamazlıktan gelecekler… Belki gülecekler, belki küçümseyecekler ama, sen ’a dayanacak ve yürüyeceksin…

Belki güvendiğin dağlara kar yağacak, belki belki tuttuğun dallar kopuverecek ama sen Rabbine güvenip yürüyeceksin…

Belki sürüleceksin, belki taşlanacaksın,belki dışlancaksın, belki yalnız bırakılacaksın ama sen Rabbinin birlikteliğini bilip yürüyeceksin…

Kimi zaman düşeceksin,kimi zaman çelme atacaklar ayağına, kimi zaman set çekecekler,yorulacaksın kimi zaman fakat, yoluyun yüceliğini bilecek, bismillah diyecek ve yürüyeceksin.

Kırılacaksın belki, kıracaklar kimi zaman seni,için belki kan ağlayacak ama sen hasbiyALLAH diyecek ve yürüyeceksin.

Duranlar olacak, yolu terk edenler, belki yoldan çıkanlar, belki yolda saraylar yapanlar, belki geri dönenler ama sen yürüyeceksin.

Ağlayacaksın belki, belki ağlatacaklar seni ama sen gözyaşını azığın yapıp yürüyeceksin.

Belki kıymetin bilinmeyecek, belki kadir kıymet bilmezler kıymet bilmeyecek, belki halin sorulmayacak, belki vefasızlar seni unutacak ama, sen ev vefalı dostun yolunda yürüyeceksin.

Eğilenler olacak, belki yolu satanlar ama, sen dimdik yürüyeceksin.

Yolda yalnızım sanma, yürüdüğün yollu sakın başa kakma bil ki bu yolun yolcularının dostu ’tır…

Bismillah de, hasbiyALLAH de ve yürümene devam et… Elbette ulaştırılacaksın varılması gereken yere bir gün…