Category: Peygamberimiz (s.a.v.)'in hayatı


Nur-u Cihan, artık çocukluk devresini yavaş yavaş tamamlıyor ve gençlik çağına giriyordu.

O’nu, pek yakında “El-Emin” diye vasıflandıracaklar. El-Emin: Doğru, doğruların en doğrusu manasına…

Herkes yalan söyleyebilir. Fakat O, asla söyleyemez. Onun dilinden sadece hakikat incileri, irfan elmasları dökülür. O, her şeyin güzelini, iyisini ve doğrusunu söylemeye memur… O’nun dilinden tek kelimecik olsun yalan çıkmamıştır… O, insanoğlunun, ruh, selim akıl ve ahlak bakımından en üstünü…

Ondaki sadakat da hiç kimsede yok… Her şey de ve her işte bir tane…

Abdullah bin Ebu Hansa anlatır:

-Allah’ın Resulüne Nebilik gelmeden önce kendilerine bir şey vermek için falan gün bir yerde buluşmak üzere söz verdim, fakat ben o gün ve ertesi gün verdiğim sözü unuttum, ancak üçüncü gün hatırladım. Hemen koşa koşa aynı yere gittim ve baktım ki, Allah’ın Resulü aynı yerde bekliyor. Beni görünce:

-Delikanlı, dediler; Beni yordun. Üç gündür seni burada bekliyorum.

İşte ondaki pırıltılı ahlak…

 

O ileride bir gün şöyle diyecektir:

-Beni rabbim terbiye etti de edebimi ne güzel eyledi.

 

Reklamlar

Peygamber Efendimiz (S.A.V) sadaka olarak verilmek istenen şeyleri almaz, yemez-içmez ancak hediye olarak verilen şeyleri alırdı (71), ona mukabil kendisi de hediyeler verir (72) ve yemekte gösterişten kaçınırlardı.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) açlıktan dolayı karınlarına taş bağlarlardı. (73)

Allah-u Teala, Yüce Peygamberimize yeryüzü hazinelerinin anahtarlarını (74) vermiş ancak peygamber efendimiz Ahiret yurdunu tercih etmiştir. (75)

Peygamber Efendimiz (S.A.V) ekmeği sirke ile yerler ve şöyle derlerdi: “Sirke ne güzel katıktır.” (76)

Peygamber Efendimiz (S.A.V), tavuk (77) ve toy kuşunun (78) etini yerlerdi.

 

Hz. Peygamber (sas), Hz. Ali ve Hz. Fatıma arasında sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendirmekle kalmaz, onların arasını düzelterek hakemlik yapar. Sehl bin Sad Hz. Ali ile eşi Fatıma arasında geçen bir hadiseyi şöyle anlatır:

Rasulullah (sas), kızı Fatıma’nın evine geldi. Hz. Ali’yi evde bulamadı. Bunun üzerine Fatıma’ya “Amcamın oğlu nerede?” diye sordu. Hz. Fatıma (R.anha), “Aramızda birşey oldu da darıldık. Bundan dolayı dışarı çıktı ve gündüz uykusunu benim yanımda uyumadı” dedi. Rasulullah bir arkadaşından, Hz. Ali’yi bulmasını istedi. O adam gidip geldi ve “Ya Rasulallah, o mescitte uyuyor” dedi. Rasulullah gitti, baktı ki Ali yan tarafında yatmış, ridası bir yandan sıyrılmış, vücudu toprağa bulanmış haldeydi. Rasulullah, “Ey Eba Turab! Ey Eba Turab, kalk!” diye toprağı Ali’nin bedeninden silmeye başladı. Birlikte Hz. Ali’nin evine gittiler. Hz. Peygamber’in birkaç saat sonra neşeli çıktığını gördüler. Sahabeden birisi sebebini sorunca, “Nasıl sevinçli olmayayım, en yakınlarımı barıştırdım.” diye buyurdu. Bu olayda Hz. Peygamber’in Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın arasını düzelttikten sonra kendisine iki cihanın en güzel nimetleri verilircesine sevinmesi evli çiftlerin arasını bulmanın hem manevi yönüne hem de psikolojik faydasına işaret etmektedir. Aile büyüklerine düşen görev, çiftler arasında sevgi ve saygı bağını geliştirmektir. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın evinde her zaman huzur ve sükunet hakimdi..