Yalnızlık yağmur damlalarıyla yağan, zamanı gelmeden uçamaz kozasından kanatsız kelebekler. Baharı beklerken çiçek çiçek açar güneş; sevgilinin kokusu saklanır gül tomurcuklarında…
Taptaze duygular ağaçların çekilmiş nefeslerinde…

Karınca kararınca yüklenir yürek acıları, acıtır hafif olsa da karıncanın adımları. Fitili sönerken gaz lambasının uykuya dalar yavaş yavaş alev. Gece gücenirken kendi hüzünlü addedenlere, yelkovanım hedefi şaşırmış ok gibi savruk. Soğanını yarıp çıkmak isterken lale filizi, çiçeklerini dizmekte yüreğime erguvanlarım. Dolaşık sarmaşıklar gibi hayat. Bir yanıyla zor, çetrefilli öbür yanıyla âşık…

Vakit sabaha yakın, gecenin saçlarını taramakta güneş; dalgalanırken yalnızlığım suların gölgelerinde, avuçlarım ateş ateş… Yol kenarında bir rıhtım gibi akıp geçerken zaman, dalgalarımla dokunmak yüreğine.

Buğulu camlardan bakar gibi gözlerinin ardından bakan ruhun… Balkonda saksının içine yumurtlayıp üstünde bekleyen kumrular gibi kalbinin üstüne koyduğun yumruğun. Sanki yeni umutlar doğurmaya hazır kalbin. Dilinde filizlenmiş sevgi sözcükleri…

Reklamlar