Onlar (hidayete erenler) hazinenin farkına vardılar. Bizler ise hazinenin üzerine oturmuş fakat açlıktan kıvranan müsrifler gibiyiz.

Size ey imana ermiş olanlar! Eğer Allahın davasına yardım ederseniz, O da size yardım eder ve adımlarınızı sağlamlaştırır. (Muhammed 7)
İnanan her insan şunu idrak etmek zorundadır: Elimi uzatabileceğim halde uzatmadığım (yapmam gerekirken yapmadığım) için yüreği kundaklanan her insanın katili olarak beni hesaba çekecekler. Gel, diyecekler, sen elinden tutsaydın bu insan şimdi ateşe mahkum olmayacaktı. Sen sorumluluğunu yerine getirseydin, Kitap mahkum olmayacaktı.
Bir benimle ne çıkar dememeliyiz, kim var diye sağa sola bakmamalıyız.
Ben varım, diyerek yürümeliyiz..
Hammaddesi makbul fakat adresini yitirmiş birini gördüğümüzde ‘bundan ne güzel müslüman olur’ demeli ve tüm yüreğimizle hidayetleri için dua etmeliyiz.
Onu kimliğini yitirmiş bir halde gördüğünde kahrolacak, elinden bir şey gelmiyorsa dahi, yüreğin bir peygamber yüreği gibi yanıp “ Allahım, onları affet, onlara hidayet et; çünkü onlar bilmiyorlar!” diye yakarmalıyız.
Arşın kapısına onlar için açılacak, yüreklerinin mührünü çözmesi için Allaha yalvarmalıyız.
Ve şu duayı hep birlikte sıkça yapmalıyız:
“Ya Rabbi! Hidayete erdirmek istediğin kullarının hidayetine beni vesile kıl”

Nuhiye Çağlı

Reklamlar