Rabbim, içimde biriken kelimelerim, kurulması zor cümleciklerim ve Seninle paylaşılacak hislerim var.. Hiçbir zaman postalanmayacak ama yüreğimde bir çağlayan gibi büyüyen ve hiçbir zaman bitmeyecek mektuplarım var..

Tilki misali dönüp dolaşıp Sana geliyorum.. İşte şu seccadede oturup Seni çağırıyorum odama, bir dilenci gibi rahmetini dileniyorum, dostluğunu, sevgini istiyorum Senden..

Ve dualar… Dualarım, solmuş bir gülü diriltmen için.. Ben bir nefsim; baştan ayağa…

Öfkelerim, umutsuzluk dakikalarım ve saymakla bitmeyecek kusurlarım var.. Eğriyim, hatalıyım, mahlûkum, acizim, yaratılmışım ve ihtiyaç sahibi…

Dedim ya Rabbim, ben bir nefsim; terbiye edilen.

Azdır bin defa kınasam, azdır yerden yere vursam. Gene Yunus geçiyor aklımdan:

“Sen derviş olamazsın..” diyor..

O ki; Yunus..

Eğri bir odunu bile Taptuk’a götürmeyecek kadar derviş..

O ki; bir aşık..

Nefsini kınamış ve Sana yaşarken teslim etmiş..

Rabbim hadi gel, ellerimi, yüreğimi açtım Sana! Yağmur yağmur gel, rahmetinle aydınlat, ferahlat şu kalbi!

Biliyorum ki; yalnız değilim, her an benimlesin, her çağırdığımda randevusuna asla geç kalmayan tek dost…

Hamdolsun öyle bir dosta sahibim ki; gözyaşlarımla günahlarımı yıkayan, sımsıkı ellerimden tutup beni sahiplenen… Hamdolsun Rabbim binlerce kez..

Herşey çok güzel..

İnsan olmak, Sana kul olmak, sevebilmek, sevilebilmek… Ve Rabbim, hissettiğim en güzel duygunun ne olduğunu biliyor musun?

“Senin için olmak..”

Ben Senin içinim, biz Senin içiniz. Öyle ki; gücümüz Sensin ve en güçlü biziz.. Rabbim, artık anlamını kazandı anlayamadığım herşey.. Çünkü herşeyde Sen varsın..

Yaşamak mı? İşte o ancak Seninle mümkün..

Sevmek mi? İşte o harcadıkça çoğalan ve yalnızca Senden gelen kocaman bir çağlayan..

Servet mi? Her gün kusurlarını gördüğüm, her gün tanımaya çalıştığım nefsimi bilmek, nerede hata, nerede yanlış yaptığımı bilmek.. Susmak ve sadece konuşulması gerektiği zamanlarda konuşmayı öğrenmek, zamanı Seninle geçirilen saniyelere bölmek, sadece Seninle bitirdiğim her günü takvimlerden koparmak.. Senin için olduğumu hissettiğimde doyumsuz bir keyifle işte diyorum:

“İşte bu yaşamak..”

Rabbim, haykırabilsem, öyle bir an gelse ki; şu kimselerin kabul edemediği mutluluğun ancak Seninle mümkün olduğunu anlatsam herkese..

An gelse ve, ve yüreğimden gül bahçemi saçsam yeryüzüne..Seni anlatsam, Seni anlatsam ve hep Seni anlatsam Rabbim. Sonra mı? Yukarılara çıkan gözyaşlarımla yıkansa bütün kâinat, kalpler pırıl pırıl olsa nurlarınla..

An gelse, ceplerimde biriktirdiğim, artık taşıyamadığım huzuru tek tek hediye etsem insanlara..

An gelse, her tarafa sevgi tohumları eksem ve hasat zamanı topladığım bütün sevgileri satsam pazar pazar..

An gelse, dese ki: “Artık vuslat, vuslat..” Sana kavuşsam ve o sırrın ehli olsam..

An gelse, ben bir aşık olsam Rabbim. Gece gündüz “Sen” desem, ellerimle bu nefsi versem de Sana, ah bir aşık olsam, aşkının sahibi.. Yansam da gece gündüz bir sevdalı gibi bu kalbi ALLAH lâfzı ile doldursam..

Rabbim, Güzellerin En Güzeli Rabbim, bir gün o an gelecek. Buna inancım sonsuz..

Bir gün bir aşık olacağım.. Şimdi mi? Sadece bir tâlibim.. Sonsuza kadar beklemeye hazır ve sevgisi doyumsuz bir tâlip…

Seni seviyorum!

Reklamlar